fan sayfası
twitter
takip edenler
  •  
  • Archives for cumhurbaşkanlığı (2)

YÖK

Vakt-i zamanında üniversitede YÖK eliyle -üstelik her hangi bir kanun dahi yokken- başörtüsünün yasaklanması ve üniversiteye giriş sınavlarında bile başörtülü kardeşlerimizin kapı önünde bekletilmesi hadiseleri yaşanırken ben de “YÖK kaldırılısın” diyen kızgın kalabalığın bir parçasıydım. O zamanlar çocuk aklımla sokaklarda bağıra bağıra bu sloganları atıyordum.

Teşbihte hata olmaz.
Yıldız Teknik Üniversitesinde Bilgisayar Mühendisliği bölümünün 2. kattaki öğrenci(*) tuvaletinde pisuvarlardan birisi yaklaşık 2 aydır üzerinde bir yazıyla bekliyor: ARIZALI

Türkiye’nin sayılı üniversitelerinden biri olan YTÜ’de Bilgisayar mühendisliği gibi bir bölümün soruna yaklaşım açısı aynı benim çocukluğumdaki gibi: Sorun varsa sorunu teşkil eden şeyi ortadan kaldır.

Peki bu anlayış soruna çözüm mü? Yani o pisuvara yazı asmak, pisuvar ihtiyacını ortadan kaldırmadığına göre sorunu çözmüş olmak mı oluyor? Ya da o pisuvarı kaldırmak çözüm mü?

İşte YÖK’ün kaldırılmasını istemek de aynı bu pisuvar anlayışı gibi. Çocukken sorgulamadan attığım bu sloganı şimdi “saçmalamayın” diye savunuyor olmamı her ne kadar bazı çevreler “artık YÖK sizin arka bahçeniz o yüzden kaldırılmasını istemiyorsunuz” diye algılasa da gerçek aslında çok farklı.

Hani yıllar önce düşünmeden “YÖK kaldırılsın” sloganının gerçekleştiğini düşünürsek, üniversiteleri devrin hükumeti ANASOL-M üniversiteleri yönetecekti. Zaten bizim sorunlarımızın temelinde de bu üçlü yatmıyor mu? YÖK’ün kaldırılmasını istemekteki amaç ne? Sorun çözülecek mi?

Yine bu yeni dönemde Kılıçdaroğlu’nun “YÖK kaldırılsın, yerine özerk bir yapı kurulsun” teklifi vardı. Düşünmediğiniz zaman mantıklı gelen bu öneri birazcık düşünmeyle çürüyor. Çünkü YÖK’ün varlık sebebi zaten özerklik :)

Herkes biliyor YÖK 80 darbesi sonucunda kurulumuş darbe kurumlarından biridir. Üniversiteleri hükumetlerin siyasi çekişmelerine kurban etmemek ve özerk bir yapıya kavuşturmak için kurulmuş olsa da sağ olsun darbe kahramanımız EVREN her ne kadar YÖK’ü kurup özerk üniversiteler oluştursa da onu kendine bağlayarak aslında bu özerkliğe ciddi bir balta vurdu.

Şimdi benimse önerim tam olarak şudur;

YÖK kaldırılmasın.
İç tüzüğü değiştirilsin ve YÖK amacı sadece üniversitelerde eğitim vermek olan bir kurum haline gelsin.
Hükumetin YÖK’le alakalı yapabileceği tek şey bütçeden pay ayırmak olsun.
YÖK’ün başkanını cumhurbaşkanı değil YÖK’ün yönetimindeki üyeler seçsin. Bu üyeler üniversite rektörleri olsun. Rektörleri de üniversitedeki hocalar seçebilir. Bu iç tüzük üzerinde uzmanların çalışmasıyla şekillenebilecek bir şey

Dediğim gibi temelde yapılması gereken şey kesinlikle üniversitelerin Cumhurbaşkanılığı dahil hiç bir kurum tarafından etki altına girmemesi gerekir. Rektörleri Cumhurbaşkanı atamamalı mesela. Sezarın pardon Sezer’in atadığı rektörlerle Abdullah GÜL’ün atadığı rektörler arasında ciddi bir siyasi görüş ayrılığı var. işte Üniversiteleri ve YÖK’ü bu ortamdan kesinlikle kurtarmalı ve %100 özerk hale getirmeliyiz.

Ayrıca YÖK gibi ve özerk olmasını önereceğim diğer kurumlar gibi, devletin bir kurumu (anayasa mahkemesi olabilir) ciddi anlamda denetlemeli ve bu özerkliğin belirli bir görüşün himayesi altına girmesi engellenmeli.

YÖK’le alakalı söyleyeceklerim bu kadarla sınırlı değil elbet fakat bu yazıda anlatmak istediğimi doğru bir şekilde açıkladığım kanaatindeyim.

Saygılarımla…

İlker BAŞBUĞ hakkında

Kim ne dersin ben İlker BAŞBUĞ’un tutuklanmasını doğru bulmuyorum!

Tamam herkes eşittir.
Tamam adalet.
Tamam adil yargılanma.
Tamam demokrasi.

vs. vs.

Fakat öncelikle bir kaç küçük nüansa temas etmek istiyorum.

Genel Kurmay Başkanlığı ülkemizin en önemli görevlerinden biridir. Halk seçmese de atama yoluyla olsa da yine de ülkemiz için en önemli görevlerden biridir. Genel Kurmay Başkanlığı da MİT, Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı gibi çok önemli bilgilerin çok önemli belgelerin el altından geçtiği görevlerdir. Böyle bir göreve getirdiğiniz kişiye güvenmek durumundasınız. Güvenmediğiniz birini böyle bir göreve getiremezsiniz. Yani işe bu açıdan baktığınız zaman bu adamlar güvenilir kişilerdir. Güvenip güvenmediğinizi sorgulamıyorum. Devlet nazarından bakınca bu adamlar güvenilir kişilerdir. Kimsenin bilmediği gizli bilgileri bilen gizli belgelere hükmeden ve bunlarla devlete hizmet (!) eden hükmeden kişiler bunlar.

Tutuklama kararı ise güven sıkıntısı yaşanan kişilere uygulanır. Devletin bu kadar önemli makamlarında görev yapmış kişilerin kalkıp da güvenilmez adam olarak nitelendirilip, tutuklanması doğru gelmiyor bana.

Tutuklama kararının sebepleri ise daha ilginç;
-Yurt dışına kaçma ihtimali
-Delilleri karartma
-Bilgi taşıma
vs. vs.

Ben hukukçu değilim! Ne yapılabileceğini bilmiyorum fakat böyle kişiler için farklı hukuki adımların izlenmesinden rahatsız olmam. Bu tür kişilerin tutuksuz yargılanmasında kaçma ihtimaline karşı farklı tedbirler, hukuki anlamda dinleme, yakın takip gibi farklı eylemler uygulanabillir.

Benim böyle bir şey önermemin altında yatan sebep ise, makamın güvenilirliğini sağlamak.

Nedir bu güvenlirlilik?

Şimdi kendinizi Genel Kurmay Başkanı olarak düşünün. Önünüze bir belge geldi. Çok gizli bir belge ve birilerinin bu belgenin korunmasından rahatsız olacağını biliyorsunuz. Vatana hizmet için bu belgeyi korumanız gerekiyor veya yürütmeniz gerekiyor. Görev süreniz dolduğunda zaman o an yaptığınız işten dolayı eğer güvenlik sorunu yaşayacağınızı düşünürseniz o an vereceğiniz kararda değişiklikler olabilir. Bu ise çok daha tehlikeli bir durum doğurur.

Her ne kadar eşitliklerden yana olsak da böyle görevlere getirilen kişilerin bazı imtiyazları olması gerekir.

Şunu demiyorum. “Bu kişiler istedikleri suçu işlesin cezalandırmayalım”

Yargılayalım. Suçu sabitledikten sonra cezası ne ise infaz edelim. Fakat suçu sabitlenmeden daha doğrusu hüküm verilmeden daha önceki görevinden sebep makamı korumak için bazı imtiyazlar verebiliriz. Bu imtiyazların sebebi bu kişileri korumak değil makamı korumak.

Demokratikleşeceğiz diye Devletin kurumlarına zarar vermemeliyiz.

Not:Bu yukarıda anlattığım şahsi görüşümdür. Anti tezi olanlarla tartışmaya açığım. Zira doğrusunu bulup tavsiye etmek de görevlerimiz arasındadır.

Sevgilerle…

page 1 of 1
Takvim
Şubat 2012
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829  
Tüm Yazılar
Follow Me
BuzzDeliciousDropboxFacebookLinkedInMyspaceTwitterWindowsLiveYoutubeRSS